TurkishNY.com’da Yayinlanmistir.

Monday, 29 September 2008

 

Sayın TurkishNY okuyucuları,

Geçen haftaki yazıma göstermiş olduğunuz ilgi amator bir köşe yazarı olarak beni onurlandırmakla birlikte bir o kadar da üzdü, aslında çok önemli ve düşündürücü ve hatta üzücü bir gerçeğin soğuk yüzünü görmek hiç de hoş değildi.

Yazımı okumamış olanlar için kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum;

Yaşı ilerlemiş kişilerin yani büyüklerimizin, Türkiye’de gördükleri muamele ve yaşam kalitesi ile Amerika’da yaşayan yaşıtları arasındaki farkın büyüklüğünü ele almış ve memleketimizde yaşanan bu cehaletin ne boyutlara ulaştığını dilimin yettiğince yazmaya çalışmıştım, özellikle İnes adındaki 90 yaşının üzerindeki arkadaşım ile ilgili yazdıklarım birçok okurumuzun bana e-posta veya telefon ile mesajlar bırakmasına neden olmuştu. Bu yazımı okumamış olanlar, lütfen sayfanın altındaki yön tuşuna kullanarak geri gidebilir ve önceki yazılarımı okuyabilirsiniz.

Bu hafta sizlerle yine çok önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum,

“Bedensel Özürlü Kardeşlerimiz”

98.5-98.9 FM Florida Türk Radyosu yeni ismi ile 98.5 – 98.9 Amerika Türk Radyosu bir kaç hafta önce Batuhan isminde Türkiye’de yaşayan ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi önemli bir rahatsızlıkla dünyaya gözünü açmış bir kardeşimizi ve onun ailesini konuk etti.

Hergün radyomuza ulaşan ve seslerini duyurmamızı, kendilerine yardımcı olmamızı isteyen bizim insanlarımızdan yalnızca bir tanesi idi sevgili Batuhan. Yüzünde çok ciddi bir problemle dünyaya gelen bu kardeşimizin Türkiye’deki yaşamında başına gelenleri, karşılaştığı davranışları radyo programımızda duydukça, dinledikçe herkesin içinin sızladığını düşünüyorum, diğer çocuklar yaratık diye yanına yaklaşmıyorlarmış, hatta aileleri çocuklarını yaklaştırmıyormuş, yaratık diye kendisi ile dalga geçilen Batuhan’ı ailesi kimsenin olmadığı zamanlarlarda parka götürebiliyorlarmış, küçücük Batuhan’ın okulda yaşadıklarını siz düşünün artık..!

Geçtiğimiz yıllarda bir dizi ameliyat için Amerikaya getirtilen Batuhan için özel olarak Amerikalı çocukların kendisini ziyarete gelip onunla oynamaları inanilmaz bir etki bırakmış kendisinde “Amerika’da kimse benden kaçmıyor, çocuklar benimle arkadaş oluyorlar benimle oynuyorlar, orada yaşasak olmaz mı diyor Batuhan..!

O küçücük yüreği bu kadar dışlanmaya, aşağılanmaya nasıl dayansın?

Batuhan’ın hikayesini onun için hazırlanan web sayfasından görebilirsiniz http://www.batuhanitku.net. Bizde Amerika Türk Radyosu olarak kendisine yardım sözü verdik ümit ediyoruz yardımcı olabilir ve onunda diğer çocuklar gibi gülümsediğini görebiliriz.

Yıllar önce ilk kez tatil için Amerika’ya geldiğimde iki şey çok belirgin bir şekilde dikkatimi çekmişti, birincisi yemeklerde tabaklar o kadar büyüktü ki, bir tabakla üç kişi doyar, ikincisi ise baktığım her yerde bedensel rahatsızlığı olan insanların çokluğu ve gayet rahat bir şekilde hareket ettikleri idi, şaşkınlıkla eşime ilk söylediğim şey “Amerika’da ne kadar çok bedensel özürlü insan var” olmuştu, eşimde bana aynen şöyle cevap vermişti. “Sevi, memleketimizde bedensel özürlü insanlara yaşama hakkı mı var? belkide Türkiye’de daha fazla bedensel özürlü insanımız var fakat onların yaşam hakları olmadığı için göremezsin, onlar dört duvar arasında yaşamak zorundalar dışarı çıkamazlar, çıksalar bile dışlanırlar, kendi evladına bu şekilde davranan bu zihniyet var olduğu sürecede bizim memleketten ne köy olur ne kasaba.”

Bir anda neye uğradığımı şaşırmıştım, eşim çok haklıydı, benimde çocukluk arkadaşım vardı doğuştan iki ayağını kullanamıyordu, dizleri bükülmediği için çok zor bir durumdaydı, tekerlekli sandalyesi de yoktu onu hatırladıkça yüreğim sızlıyor.

Evet sevgili okuyucularımız bu çok önemli bir konu, memleketimizde büyük bir problem olarak yaşanmakta ve hiçbir şekilde üzerine düşülmemektedir, doğuştan veya sonradan bedensel rahatsızlığı oluşmuş olan kardeşlerimiz sanki bu dünyanın bir parçası değilmişler gibi göz ardı edilmekte hiçbir yaşam hakkı tanınmadan yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar, bu durumun sorumlusu olarak, şahsen hepimizi sorumlu olarak görmekteyim, evet hepimiz sorumluyuz, çevremizde yaşanan bu ve benzeri durumlara tepkisiz kalarak, sesimizi çıkarmayıp yalnızca vah vah diyerek ve koyun gibi güdülmeye razı olarak, elimizdeki hakların alınmasına seyirci kalarak hepimiz sorumluyuz.

Geçmiş yıllarda ABD deki bir eyalet aleyhine yalnızca bir kişinin açmış olduğu dava sonucunda bedensel rahatsızlığı olanlar için binaların girişlerine rampa yapılması kararı verilmiş, bunu takiben çıkarılan yasalar ile bu haklar genişletilmiş ve günümüzde tuvaletlerdeki musluklar bile bu yasalar ve standartlar çerçevesinde yapılmakta ve bu standartlara uymayanlara ruhsat bile verilmemektedir.

1995 yılında UN tarafından bedensel rahatsızlığı olanları koruma adına bir dizi düzenlemeler getirilmiş ve üye ülkeler tarafından imzalanmıştı, şimdi ben bizim memleketimizde bu düzenlemelere ne düzeyde uyulduğunu merak edip küçük bir araştırma yaptım ve sonuç, yine içler acısı olarak karşımda duruyor. “Hiç bir şey yapmamışız” inanabiliyor musunuz böyle bir şeye, belediyeler restaurantlarda içki satılmasın veya parklarda gençler elele tutuşup öpüşmesin veya kaldırımların rengini yeşile boyasın diye elemanlar tutsun ve bunun için çuvalla para harcasın, Millet meclisine girebilmek için partilere yüzbinlerce dolar bağış yapıp ve milletvekili seçildikten sonra yaptığı bağışı geri alabilmek için ihale tellallığı peşinden koşsun, fakat bedensel rahatsızlığı olan insanlar için hiç birşey yapılmasın…!

Zannetmeyin ki Türkiye yasalarında bu konu ile ilgili düzenlemer yok diye..! Hemde alası var fakat kimin umrunda bu yasa ve standartları uygulamak, memleketimizdeki bir kesim türban peşinde, diğer kesim türbanı imal edip satıp para kazanma peşinde, diğer birileri ise türbanlı vatandaşların iç çamaşırlı fotograflarını çekip tiraj yapma peşinde, bir diğeri de birbirlerini çekememekten dolayı kınskançlık krizlerinde, bir diğer kesim ise deve kuşu gibi kafalarını kuma gömmüş birşey görmüyor taktiği ile karmaşanın beklentisi içinde, bir diğer kesim ise Türkiye’den nasıl koparım sevdası ile yabancı ülkelerle gerdek gecesi rekoru kırıp …..? ile yarış içerisinde, şimdi gelde çık bakalım bu işin içinden.

UNUTMAYIN, ENGELLER BEDENDE DEĞİL BEYİNDEDİR, BEYNİMİZDEKİ ENGELLERİ KALDIRALIM VE ONLARA DA YAŞAM ŞANSI VERELİM.

Bizim gibi topluma ulaşabilme imkanı olan herkesi bu ve buna benzer konularda daha duyarlı olup tepki vermeye davet ediyorum.

Sevgilerimle
Sevi Sarı

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.